Pip: Ahmet Selçuk Pirhanoglu'nun sitesinde bir soru var: Hadis külliyatının içinde birbiriyle çelişen rivayetler bulunuyorsa, bunların tamamına birden "dinin ikinci kaynağı" demek ne anlama gelir?
Mara: Bu bölümde tam olarak o soruyu ele alıyoruz: klasik alimlerin hadis tenkit yöntemleri ile çağdaş düşünürlerin Kur'an merkezli yaklaşımları arasındaki gerilim. Gelin bu tartışmayla başlayalım.
Hadis ve Sünnet: Klasik ile Çağdaş Arasındaki Gerilim
Pip: Mesele şu: İslam'ın erken dönemlerinden bugüne, hadislerin bağlayıcılığı ve güvenilirliği tartışılmaya devam ediyor. Peki bu tartışmanın gerçek kırılma noktası nerede?
Mara: Rivayetlerin kendi içinde çeliştiği noktalarda. Yazı bunu somutlaştırıyor: "Buhârî'nin eserinde yer alan bu çelişkili rivayetler, hadislerin sıhhati konusunda soru işaretleri doğurmaktadır."
Pip: Yani en güvenilir kabul edilen kaynakta bile aynı konuda birbirine zıt rivayetler yan yana duruyor. Bu, metodolojik bir sorun, metafizik bir değil.
Mara: Yazı bunu birden fazla örnekle gösteriyor. Ayakta idrar yapma meselesinde Peygamber'e hem yasak hem de bizzat uygulama isnad ediliyor; aynı konu, Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Nesâî'de farklı biçimlerde aktarılıyor.
Pip: Beş ayrı temel kaynak, aynı konu, çelişkili sonuç. Sened sağlam olunca metin sorgulanmamış demek ki.
Mara: Tam olarak. Klasik dönem muhaddislerin yöntemi ağırlıklı olarak sened tenkidine dayanıyor; metin tenkidi ikinci planda kalıyor. Bu yüzden içerik açısından sorunlu bazı rivayetler sahih statüsünü koruyabiliyor.
Mara: Cinsiyetin belirlenmesi meselesinde bu durum özellikle belirgin. Yazı, Necm Suresi 45-46'yı ve Kıyamet Suresi 37-39'u aktararak "hu" zamirinin meniye gittiğini ve cinsiyetin erkek kromozomlarınca belirlendiğini ortaya koyuyor; Yahudi bilginiyle diyalog hadisindeki iddia ise hem bu ayetlerle hem modern biyolojiyle çelişiyor.
Pip: Kur'an ve biyoloji aynı yöne işaret ederken rivayet başka bir yere bakıyorsa, sorun rivayetin kendisinde demektir.
Mara: Çağdaş alimler de bu noktada devreye giriyor. Muhammed Abduh, Mahmud Ebu Reyye, Muhammed el-Gazali ve Yusuf el-Karadavi gibi isimler, Kur'an'a aykırı hiçbir rivayetin senedi ne kadar güçlü olursa olsun kabul edilemeyeceğini savunuyor. Ebu Reyye, "Muhammedî Sünnetin Aydınlatılması" adlı eserinde bu eleştiriyi sistematik biçimde işliyor.
Pip: Öte yanda Fazlur Rahman, Muhammed Arkoun ve Nasr Hamid Ebu Zeyd gibi isimler hadisleri tamamen Peygamber'in içtihadı olarak konumlandırıyor, vahiy statüsü vermiyor.
Mara: Yazı bu iki kutup arasında bir denge öneriyor: hadisleri toptan reddetmek de, eleştirmeksizin mutlak doğru saymak da sorunlu. Kertenkele öldürme sevabını konu alan rivayet ile nikah öncesi mahrem yerlere bakma iznini tanıyan rivayet de bu bağlamda örnekleniyor; her ikisi de Kur'an'ın açık hükümleriyle çelişiyor.
Mara: Metodolojik çözüm önerisi şu: Kur'an merkezli değerlendirme, bilimsel verilerle uyum ve tarihsel bağlamın gözetilmesi bir arada uygulandığında, sahih olanı olmayandan ayırt etmek mümkün hale geliyor.
Pip: Klasik tenkit yöntemlerini çağdaş bilimsel ve düşünsel gelişmelerle yeniden yorumlamak, tartışmayı kapatmıyor ama en azından zemini sağlamlaştırıyor.
Mara: Hadis tartışması aslında daha büyük bir soruyu taşıyor: bir metnin otoritesi nereden gelir, senedinden mi, içeriğinden mi?
Pip: Ve o soru cevaplandıkça, Kur'an ile bilimin kesiştiği başka alanlarda da aynı yöntem devreye girecek.


Yorum bırakın