KUR’AN VE BİLİMİN IŞIĞINDA KAVRAMLAR. 6 Şubat 2023: Unutulmayan Acı ve Alınması Gereken Dersler…

Ahmet Selçuk Pirhanoglu

6 Şubat 2023: Unutulmayan Acı ve Alınması Gereken Dersler

6 Şubat 2023’te Türkiye, tarihinin en acı günlerinden birini yaşadı. Yer sarsıldı, binalar yıkıldı, hayatlar paramparça oldu. Onbinlerce insan hayatını kaybetti, yüzbinlerce insan yaralandı, milyonlarca insan evsiz kaldı. Bu, yalnızca doğanın bir felaketi değil, aynı zamanda insan eliyle derinleştirilmiş bir trajediydi.

Deprem öldürmez, bina öldürür. Bu gerçeği artık hepimiz biliyoruz. Fay hatlarına inşa edilen şehirler, ruhsatsız ve imarsız yükselen binalar, çürük malzemeden yapılmış çok katlı yapılar… Her biri birer ölüm tuzağına dönüştü. Ve bu tuzaklar, sadece müteahhitlerin, denetimsizliğin, siyasi ahlaksızlıkların, imar affı gibi yanlış politika tercihlerinin eseri değil; aynı zamanda hepimizin ortak sessizliğinin ve kabullenmişliğinin de sonucu.

Bilime saygı duyan ülkelerde depremler afete dönüşmüyor. Japonya’da, Şili’de, Kaliforniya’da daha büyük şiddetlerde sarsıntılar oluyor, ancak can kayıpları minimal düzeyde kalıyor. Çünkü orada deprem yönetmeliği bir lüks değil, kutsal bir metindir. Denetim mekanizmaları işler, sorumlular hesap verir, toplum bilinçlidir. Deprem, kaçınılmaz bir doğa olayıdır; ancak afet, tamamen insan kaynaklıdır.

“İmar barışı” gibi kavramlar, aslında “ölüm barışı”ndan başka nedir? Hukukun, bilimin, mühendisliğin üzerini örten bu tür uygulamalar, geleceğe atılmış imzalı cinayet senetleridir. Bu senedin altında sadece siyasilerin imzası yok; çürük malzeme kullananın, denetlemeyenin, rüşvet yiyenin, kanuna aykırı kat çıkanın ve buna sessiz kalan tüm toplumun imzası vardır.

Bu acı, bize bazı gerçekleri bir kez daha hatırlatmalı:

  1. Doğa Yasaları Asla Affetmez: Yer çekimi gibi deprem gerçeği de tartışılmaz. Biz ona uyum sağlamazsak, o bize çok ağır bedeller ödetir.
  2. Kısa Vadeli Çözümler, Uzun Vadeli Felaketler Doğurur: İmar affı gibi “hızlı çözümler”, aslında geleceğin mezarlarının temelini atar.
  3. Sorumluluk Bireyseldir ve Toplumsaldır: Sadece devleti, belediyeyi, müteahhiti suçlamak yeterli değil. Güvensiz binada oturan, denetimsiz iş yaptıran, hukuk ve bilim dışı uygulamalara sessiz kalan her birey, bu zincirin bir halkasıdır.
  4. Hafıza, İnsanlığın En Değerli Silahıdır: Unutmak, en büyük ihanettir. 6 Şubat’ı ve diğer tüm acı tarihleri, yalnızca anma günleri olarak değil, hesap sorma ve ders alma günleri olarak hafızamıza kazımalıyız.

Bugün, yarın ve her zaman…
Deprem bölgesinde yaşayan herkes olarak, en temel hakkımız olan “güvenli bir evde yaşama hakkı” için ısrarcı olmalıyız. Bilimi rehber, etiği pusula edinmeliyiz. Denetim talep etmekten, sağlam yapılaşma istemekten asla vazgeçmemeliyiz. Çünkü bir sonraki sarsıntı, sadece zeminleri değil, vicdanlarımızı da sarsacak.

6 Şubat’ı unutmayacağız. Unutturmayacağız. Kaybettiklerimizin anısı, ancak daha güvenli bir Türkiye inşa edersek yaşayacak. Bu, onlara borcumuz, gelecek nesillere ise sorumluluğumuzdur.

Deprem değil, ihmal öldürür. Unutmak değil, harekete geçmek iyileştirir.

ahmetselcuk3917919 adlı kullanıcının avatarı

Egitimci,Ilahiyat ve sosyal arastirmaci. PİRHANOGLUNUN PENCERESİNDEN. Ahmet Selçuk – Biyografi (Pirhanoğlu’nun Penceresi: Kur’an ve Bilimin Işığında Araştırmalar) Ahmet Selçuk, 1956 yılında Erzurum’un Tınazlı Köyü’nde dünyaya gelmiştir. İlkokul eğitimini doğduğu köyde tamamlamıştır. 1963 yılında Ilıca Öğretmen Okulu’nun parasız yatılı bölümünü kazanmasına rağmen, dönemin toplumsal huzursuzlukları nedeniyle ailesi bu eğitimine devam etmesine izin vermemiştir. Bu gelişme, onun eğitim yolculuğunda klasik dinî ilimlere yönelmesine vesile olmuştur. Ailesinin isteğiyle Tınazlı Köyü’nde hafızlık eğitimine başlayan Selçuk, hıfzını tamamladıktan sonra Erzurum Caferiye Medresesi’nde Mehmet Gürgür Hocaefendi’den Kur’ân-ı Kerim kıraatı, makam ve usûl derslerinin yanı sıra Emsile, Bina, sarf ve nahiv gibi temel Arapça ilimleri tahsil etmiştir. 1974 yılında Erzurum İmam-Hatip Lisesi’ne kaydolmuş, 1981 yılında bu eğitimini tamamlamıştır. 1982 yılında Erzurum’un Merkez Kırmızıtaş (Kamber) Köyü’ne İmam-Hatip olarak atanmış ve burada din hizmetlerine başlamıştır. Selçuk’un kariyeri yalnızca dinî hizmetlerle sınırlı kalmamış; üç yıl süreyle gazetecilik, muhabirlik ve köşe yazarlığı yapmış, aynı zamanda edebiyatla ilgilenmiş ve özgün şiirler kaleme almıştır. 1999 yılında Anadolu Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler ve İlahiyat önlisans programlarını başarıyla tamamlamıştır. 2002 yılında Almanya’nın Frankfurt kentine Din Görevlisi olarak atanmış; ardından İsviçre’de beş yıl eğitimcilik yapmıştır. Yurt dışı görevlerinde din eğitimi, ahlaki bilinçlendirme ve irşad faaliyetleri yürütmüş; toplumla güçlü bağlar kurarak birçok projeye öncülük etmiştir. Türkiye’ye döndükten sonra Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde imam-hatiplik, Kur’an kursu öğreticiliği ve Milli Eğitim Bakanlığı’nda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği yapmıştır. Aynı zamanda Diyanet-Sen Menemen Temsilciliği görevini üstlenmiş, Eğitim Gönüllüleri Derneği’ni kurmuş, ilk ve ortaöğretim düzeyinde ödüllü yarışmalar organize etmiştir. 2011 yılında resmî görevinden emekli olan Ahmet Selçuk, halen İsviçre’de fahri din hizmetleri, eğitmenlik ve irşad faaliyetlerine aktif olarak devam etmektedir. Emeklilik döneminde de bilgi ve birikimini kamuoyuyla paylaşmayı sürdüren Selçuk, “Pirhanoğlu’nun Penceresi” isimli Youtube kanalı ve Wordpress blogu aracılığıyla Kur’an, bilim, eğitim, ahlak ve toplum meselelerine dair özgün içerikler üretmektedir. Evli ve üç çocuk babası olan Ahmet Selçuk, hayatını “okumak, anlamak, anlatmak ve fayda üretmek” ilkesiyle sürdürmektedir.

Bir Cevap Yazın

Kur'an ve Bilimin Işığında Kavramlar-Ahmet Selçuk sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin