Kur’anın Tanımı,Amacı:

Kur’an (Arapça: القرآن / el-Kur’an) veya yaygın kullanılan adıyla Kur’an-ı Kerim (قُرْآنِ کَرٖیمْ), Müslüman inancına göre, yaklaşık 23 yıllık bir süreçte âyetleri Allah tarafından Cebrâil adındaki melek aracılığıyla Muhammed’e parça parça vahiyler hâlinde indirilen bir kutsal kitaptır.[1][2][3] İslâm inancına göre Kur’an, Muhammed’in gerçek bir peygamber olduğunu kanıtlayan en önemli ve en büyük mûcizedir.[4][5][6] Müslümanlar, namaz başta olmak üzere belli başlı ibadetlerinde Kur’an’dan çeşitli bölümler okurlar.

Müslümanlar, Kur’an’ın Allah tarafından son peygamber Muhammed’e baş melek Cebrâil aracılığıyla, Ramazan ayından başlayarak yaklaşık 23 yıllık bir süre boyunca kademeli olarak vahyedildiğine inanırlar.[8] Bu vahiyler 610 yılında, Muhammed yaklaşık 40 yaşındayken başlamış ve ölüm yılı olan 632’de sona ermiştir.[9][10] “Okunan şey” manâsına gelen Kur’an sözcüğü, metnin kendisinde 70 kez geçmektedir ve Metinde yer alan diğer bazı isim ve kelimelerin de Kur’an’a atıfta bulunduğu düşünülmektedir.[11]

Kur’an’ın, Müslümanlar tarafından Tanrı‘nın gerçek ve nihai sözü olduğuna inanılır.[12][13][14] İnanca göre Muhammed, okuma ve yazmayı bilmediği için bu metni yazmadı ve geleneğe göre Muhammed’in birkaç arkadaşı, vahiyleri kaydeden kâtip olarak görev yaptı.[15] Kur’an, Muhammed’in 632’deki ölümünden kısa bir süre sonra, Ebû Bekir‘in hilâfeti döneminde (632–634), bazı kısımlarını yazan veya ezberleyen sahâbeler tarafından derlendi.[16] Ömer‘in teşvikiyle Hâlife Ebû Bekir, Kur’an-ı mushaf hâline getirme kararı aldı ve bu görevi, Muhammed’in Kur’an’ı Cebrâil’e son okuyuşunda hazır bulunan, vahiy kâtibi ve hâfız olan Zeyd b. Sâbit‘e verdi. Zeyd, titiz bir çalışma ile Kur’an’ı mushaf hâline getirdi ve Hâlife Ebû Bekir’e teslim etti.[17] Osman, kendi halifeliği döneminde (644–656), günümüzde genelde Kur’an’ın bilinen ilk örneği olarak kabul edilen bir versiyon oluşturdu.[15]

Kur’an, Kutsal Kitap‘taki ve diğer İbrânî kutsal metinlerindeki kıssalara aşinadır. Kur’an, bu anlatıların bazılarını özetlemekte, bazılarının üzerinde uzun uzadıya bir şekilde durmakta, bazılarının da alternatif açıklamalarını ve yorumlarını sunmaktadır.[18][19] Kur’an’ın büyük bir bölümü uyarma, itaate sevk etme, ibret verme amaçlı olan bu dinî hikâyelerden oluşmaktadır. Kur’an, kendisini İnsânlık için bir hidâyet kitabı olarak tanımlamakta, bazen belirli tarihsel olayların ayrıntılı açıklamalarını sunmakta ve genellikle bir olayın anlatımı üzerinden ahlaki ve ibretlik önemini vurgulamaktadır.[20] İslâm’ın çoğu mezhebinde, Muhammed‘in sözleri olduğuna inanılan hadislerin, İslâmî hukukun temelini oluşturan hükümler için Kur’an’ı açıklamalarla desteklediğine inanılır.

Kur’an’ın tamamını ezberleyen kişiye hâfız denir. Bazen Kur’an’dan bir âyet, tecvid adı verilen ve bu amaç için ayrılmış özel bir hitabetle okuNûr. Ramazan ayında bazı Müslümanlar, dinî bir ritüel olarak tüm Kur’an’ı baştan sona okurlar. Kur’an, namazlarda sadece Arapça okunmaktadır.[21] Ayrıca çoğu Müslümanlar, belirli bir Kur’an âyetinin anlamını tahmin etmek için, metnin doğrudan çevirisinden ziyade tefsirlere güvenirler.[22]

ur’an (Arapça: القرآن / el-Kur’an) veya yaygın kullanılan adıyla Kur’an-ı Kerim (قُرْآنِ کَرٖیمْ), Müslüman inancına göre, yaklaşık 23 yıllık bir süreçte âyetleri Allah tarafından Cebrâil adındaki melek aracılığıyla Muhammed‘e parça parça vahiyler hâlinde indirilen bir kutsal kitaptır.[1][2][3] İslâm inancına göre Kur’an, Muhammed’in gerçek bir peygamber olduğunu kanıtlayan en önemli ve en büyük mûcizedir.[4][5][6] Müslümanlar, namaz başta olmak üzere belli başlı ibadetlerinde Kur’an’dan çeşitli bölümler okurlar.[7]

Müslümanlar, Kur’an’ın Allah tarafından son peygamber Muhammed’e baş melek Cebrâil aracılığıyla, Ramazan ayından başlayarak yaklaşık 23 yıllık bir süre boyunca kademeli olarak vahyedildiğine inanırlar.[8] Bu vahiyler 610 yılında, Muhammed yaklaşık 40 yaşındayken başlamış ve ölüm yılı olan 632’de sona ermiştir.[9][10] “Okunan şey” manâsına gelen Kur’an sözcüğü, metnin kendisinde 70 kez geçmektedir ve Metinde yer alan diğer bazı isim ve kelimelerin de Kur’an’a atıfta bulunduğu düşünülmektedir.[11]

Makale serilerinden
Kur’an
Bölüm
İçerik
Okuma
İlgili Kavramlar
gtd

Kur’an’ın, Müslümanlar tarafından Tanrı‘nın gerçek ve nihai sözü olduğuna inanılır.[12][13][14] İnanca göre Muhammed, okuma ve yazmayı bilmediği için bu metni yazmadı ve geleneğe göre Muhammed’in birkaç arkadaşı, vahiyleri kaydeden kâtip olarak görev yaptı.[15] Kur’an, Muhammed’in 632’deki ölümünden kısa bir süre sonra, Ebû Bekir‘in hilâfeti döneminde (632–634), bazı kısımlarını yazan veya ezberleyen sahâbeler tarafından derlendi.[16] Ömer‘in teşvikiyle Hâlife Ebû Bekir, Kur’an-ı mushaf hâline getirme kararı aldı ve bu görevi, Muhammed’in Kur’an’ı Cebrâil’e son okuyuşunda hazır bulunan, vahiy kâtibi ve hâfız olan Zeyd b. Sâbit‘e verdi. Zeyd, titiz bir çalışma ile Kur’an’ı mushaf hâline getirdi ve Hâlife Ebû Bekir’e teslim etti.[17] Osman, kendi halifeliği döneminde (644–656), günümüzde genelde Kur’an’ın bilinen ilk örneği olarak kabul edilen bir versiyon oluşturdu.[15]

Kur’an, Kutsal Kitap‘taki ve diğer İbrânî kutsal metinlerindeki kıssalara aşinadır. Kur’an, bu anlatıların bazılarını özetlemekte, bazılarının üzerinde uzun uzadıya bir şekilde durmakta, bazılarının da alternatif açıklamalarını ve yorumlarını sunmaktadır.[18][19] Kur’an’ın büyük bir bölümü uyarma, itaate sevk etme, ibret verme amaçlı olan bu dinî hikâyelerden oluşmaktadır. Kur’an, kendisini İnsânlık için bir hidâyet kitabı olarak tanımlamakta, bazen belirli tarihsel olayların ayrıntılı açıklamalarını sunmakta ve genellikle bir olayın anlatımı üzerinden ahlaki ve ibretlik önemini vurgulamaktadır.[20] İslâm’ın çoğu mezhebinde, Muhammed‘in sözleri olduğuna inanılan hadislerin, İslâmî hukukun temelini oluşturan hükümler için Kur’an’ı açıklamalarla desteklediğine inanılır.

Kur’an’ın tamamını ezberleyen kişiye hâfız denir. Bazen Kur’an’dan bir âyet, tecvid adı verilen ve bu amaç için ayrılmış özel bir hitabetle okuNûr. Ramazan ayında bazı Müslümanlar, dinî bir ritüel olarak tüm Kur’an’ı baştan sona okurlar. Kur’an, namazlarda sadece Arapça okunmaktadır.[21] Ayrıca çoğu Müslümanlar, belirli bir Kur’an âyetinin anlamını tahmin etmek için, metnin doğrudan çevirisinden ziyade tefsirlere güvenirler.[22]

ahmetselcuk3917919 adlı kullanıcının avatarı

Egitimci,Ilahiyat ve sosyal arastirmaci. PİRHANOGLUNUN PENCERESİNDEN. Ahmet Selçuk – Biyografi (Pirhanoğlu’nun Penceresi: Kur’an ve Bilimin Işığında Araştırmalar) Ahmet Selçuk, 1956 yılında Erzurum’un Tınazlı Köyü’nde dünyaya gelmiştir. İlkokul eğitimini doğduğu köyde tamamlamıştır. 1963 yılında Ilıca Öğretmen Okulu’nun parasız yatılı bölümünü kazanmasına rağmen, dönemin toplumsal huzursuzlukları nedeniyle ailesi bu eğitimine devam etmesine izin vermemiştir. Bu gelişme, onun eğitim yolculuğunda klasik dinî ilimlere yönelmesine vesile olmuştur. Ailesinin isteğiyle Tınazlı Köyü’nde hafızlık eğitimine başlayan Selçuk, hıfzını tamamladıktan sonra Erzurum Caferiye Medresesi’nde Mehmet Gürgür Hocaefendi’den Kur’ân-ı Kerim kıraatı, makam ve usûl derslerinin yanı sıra Emsile, Bina, sarf ve nahiv gibi temel Arapça ilimleri tahsil etmiştir. 1974 yılında Erzurum İmam-Hatip Lisesi’ne kaydolmuş, 1981 yılında bu eğitimini tamamlamıştır. 1982 yılında Erzurum’un Merkez Kırmızıtaş (Kamber) Köyü’ne İmam-Hatip olarak atanmış ve burada din hizmetlerine başlamıştır. Selçuk’un kariyeri yalnızca dinî hizmetlerle sınırlı kalmamış; üç yıl süreyle gazetecilik, muhabirlik ve köşe yazarlığı yapmış, aynı zamanda edebiyatla ilgilenmiş ve özgün şiirler kaleme almıştır. 1999 yılında Anadolu Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler ve İlahiyat önlisans programlarını başarıyla tamamlamıştır. 2002 yılında Almanya’nın Frankfurt kentine Din Görevlisi olarak atanmış; ardından İsviçre’de beş yıl eğitimcilik yapmıştır. Yurt dışı görevlerinde din eğitimi, ahlaki bilinçlendirme ve irşad faaliyetleri yürütmüş; toplumla güçlü bağlar kurarak birçok projeye öncülük etmiştir. Türkiye’ye döndükten sonra Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde imam-hatiplik, Kur’an kursu öğreticiliği ve Milli Eğitim Bakanlığı’nda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği yapmıştır. Aynı zamanda Diyanet-Sen Menemen Temsilciliği görevini üstlenmiş, Eğitim Gönüllüleri Derneği’ni kurmuş, ilk ve ortaöğretim düzeyinde ödüllü yarışmalar organize etmiştir. 2011 yılında resmî görevinden emekli olan Ahmet Selçuk, halen İsviçre’de fahri din hizmetleri, eğitmenlik ve irşad faaliyetlerine aktif olarak devam etmektedir. Emeklilik döneminde de bilgi ve birikimini kamuoyuyla paylaşmayı sürdüren Selçuk, “Pirhanoğlu’nun Penceresi” isimli Youtube kanalı ve Wordpress blogu aracılığıyla Kur’an, bilim, eğitim, ahlak ve toplum meselelerine dair özgün içerikler üretmektedir. Evli ve üç çocuk babası olan Ahmet Selçuk, hayatını “okumak, anlamak, anlatmak ve fayda üretmek” ilkesiyle sürdürmektedir.

Bir Cevap Yazın

Kur'an ve Bilimin Işığında Kavramlar-Ahmet Selçuk sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin