VAHYİN İZİ….
Ahmet Selçuk
İsra suresindeki “Mescid-i Aksâ” ifadesinin Kudüs değil de Mekke yakınlarındaki Cirâne mevkii olabileceğine dair yaklaşım, hem filolojik (dilbilimsel) hem de tarihsel coğrafya açısından oldukça güçlü argümanlara dayanmaktadır. Bu iddiayı akademik bir derinlikle şu başlıklar altında detaylandırabiliriz:
1. Coğrafi ve Etimolojik Analiz: “El-Aksâ” Bir Özel İsim mi, Bir Sıfat mı?
Arapça’da “Aksâ”, “en uzak” anlamına gelen bir sıfat-isimdir (ism-i tafdil). Hadisenin yaşandığı dönemde Kudüs’teki mabed için “Mescid-i Aksâ” ismi henüz kurumsallaşmış bir özel isim değildi; orası genellikle Beyt-i Makdis veya İlya olarak anılıyordu.
- Yerel Mesafe: Mekke içerisinde veya çok yakınındaki mescitlere “el-mescidü’l-ednâ” (en yakın mescit), daha uzaktakilere ise “el-mescidü’l-aksâ” (en uzak mescit) denilmesi o günün dilsel mantığına tam uygundur.
- Cirâne’deki İki Mescit: Erken dönem tarihçilerinden el-Vâkıdî (v. 823), Cirâne bölgesinde iki mescit bulunduğunu aktarır. Bunlardan biri Mekke tarafında olan “el-Mescidü’l-Ednâ”, diğeri ise vadinin daha uzak ucunda bulunan “el-Mescidü’l-Aksâ”dır. Hz. Peygamber’in ihrama girmek için bu “en uzaktaki” noktayı tercih ettiği rivayet edilir.
2. “Çevresini Bereketli Kıldık” İfadesi ve Tarımsal Gerçeklik
Mekke, Kur’an’da “tarıma elverişsiz bir vadi” (vâdin gayri zî zer’in) olarak tanımlanır. Ancak İsra 1. ayette Mescid-i Aksâ’nın çevresinin “mübarek/bereketli” kılındığı vurgulanır.
- Cirâne’nin Bitki Örtüsü: Mekke’nin kurak yapısının aksine, Cirâne mevkii o dönemde de su kaynaklarına sahip, yeşillik ve ağaçlık bir bölgedir.
- Necm Suresi ile Uyum: Necm suresinde geçen “Sidre” (Hünnap/Kiraz ağacı) ve “Cennetü’l-Me’vâ” (Sığınılacak bahçe) tasvirleri, bu “bereketli/yeşil” alan vurgusuyla örtüşmektedir. Bu durum, “en uzak mescit”in semavi bir mekân değil, yeryüzünde ama Mekke’nin çorak merkezinden uzakta, vaha niteliğinde bir bölge olduğu fikrini destekler.
3. Tarihsel Bağlam ve “Rüya/Vizyon” İlişkisi
Surenin 60. ayetindeki “rüyâ” vurgusuyla birleştirildiğinde, Cirâne tezi şu perspektifi sunar:
- Gece Yürüyüşü (İsrâ): Hz. Peygamber, Mekke’nin baskıcı atmosferinden uzaklaşmak, tefekkür etmek veya vahye hazırlık yapmak amacıyla gece vakti Cirâne’deki bu “en uzak mescit”e gitmiş (yürütülmüş) olabilir.
- Müşahede: Bu sessiz ve bereketli mekânda kendisine ilahi ayetler (vizyonlar, Cebrail’in asli sureti, geleceğe dair işaretler) gösterilmiştir. Dolayısıyla hadise, binlerce kilometrelik bir Kudüs yolculuğundan ziyade, Mekke’nin hemen dışındaki sakin bir mevkide gerçekleşen derin bir vahyî tecrübe ve manevi açılım olarak görülür.
Akademik Çıkarım
Bu yaklaşım kabul edildiğinde; İsra hadisesi, İslam’ın evrenselliğini Kudüs üzerinden kuran daha geç dönem siyasi/teolojik yorumlardan arınarak, Nebî’nin vahyî inşası ve manevi eğitimi eksenine oturur. Böylece ayet, tarihsel gerçekliklerle ve Kur’an’ın kendi terminolojisiyle daha rasyonel bir şekilde izah edilmiş olur.
