PİRHANOGLUNUN PENCERESİ KUR’AN VE BİLİMİN IŞIĞINDA Dürüstlük ve İnsanlık – Hz. Ali’nin Çağrısı Cuma Vaazı.

7 Ağustos 2026 Ahmet Selçuk Pirhanoglu

PİRHANOGLUNUN PENCERESİ KUR’AN VE BİLİMİN IŞIĞINDA

Imam giving a sermon to seated men in a mosque
A religious leader delivering a Friday sermon on the importance of honesty

CUMA VAAZI

Dürüstlük ve İnsanlık – Hz. Ali’nin Çağrısı

“Müslümanlığın senin olsun, bana insanlığını göster.”

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَىٰ آلِهِ وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينَ

Ey Müslümanlar! Ey iman eden kardeşlerim!

Bugün sizlere öyle bir hakikatten bahsedeceğim ki, eğer kalplerimiz taşlaşmamışsa, bu sözler her birimizin ruhunu sarsacak,

 gözlerimizi yaşartacak, belki de utancımızdan yerin dibine geçirecektir.

Allah Teâlâ, Kutlu Kitabı Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor. Şu ayeti can kulağıyla dinleyin:

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًاۙ – يُصْلِحْ لَكُمْ اَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ

“Ey iman edenler! Allah’a karşı takvâlı olun ve doğru söz söyleyin ki, (böyle yaparsanız) Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın.”
(Ahzâb, 70-71)

İŞLERİMİZ NİÇİN DÜZELMİYOR?

Allah’ın vaadi çok açık: Doğru söz söylerseniz, Allah işlerinizi düzeltir.
Peki biz Müslümanlar olarak doğru söz söylüyor muyuz?
Yoksa işlerimiz bir türlü düzelmiyor, düzlüğe çıkmıyorsa, bunun sebebi nedir?

Kardeşlerim, işte tam da burada yüzümüzü kara çıkaran gerçekle yüzleşmeliyiz:
Biz doğru sözlülükten, dürüstlükten uzaklaştığımız için işlerimiz yolunda gitmiyor.
Memleketimizin hali ortada. Güven diye bir şey kalmadı.
İnsanlar olduğu gibi görünmüyor, göründüğü gibi olmuyor.
En masum bakışların ardında bir hainlik, en güvendiğimiz insanların ardında bir ihanet pusuda bekliyor.

Ne hale geldik biliyor musunuz?
Bir gün önce ağzından bal akıtan, bir gün sonra zehir kusuyor.
Dün “kardeşim” diye sarıldığın, bugün sırtından hançerliyor.
Ticarette hile, komşulukta aldatma, akrabada sözünde durmama, evlilikte sadakatsizlik, siyasette yalan vaatler…
Hatta –Allah korusun– din ticareti yapıp, dini menfaate alet edenler türedi.

Böyle bir ortamda kime güvenebiliriz?
Kardeşimize, komşumuza, iş ortağımıza, hatta bazen kendi ailemize bile güvenimiz kalmad

RESULULLAH’IN ÖLÇÜSÜ: “DİN DÜRÜSTLÜKTÜR”

Peygamberimiz Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) bu konuda en veciz ölçüyü verdi. Sahâbeye dönüp üç defa şöyle buyurdu:

“الدِّينُ النَّصِيحَةُ” – “Din, dürüstlüktür, din samimiyettir.”

Sahâbe hayretle sordu: “Kime karşı dürüstlük, ya Resulallah?”
Kutlu Nebi şu cevabı verdi:
“Allah’a, Kitabı’na, Resulüne, Müslümanların yöneticilerine ve tüm Müslümanlara karşı.”

Ne kadar kapsamlı bir ölçü değil mi?
Dürüstlük önce Allah’a karşı: İbadetlerini gösteriş için yapma, namazında riya olmasın, orucun sadece aç kalmak olmasın.
Sonra Resulüne karşı: Onun sünnetini kendine kılavuz edin, sözüne uy, onun gösterdiği yoldan şaşma.
Sonra kitabına karşı: Kur’an’ı sadece okuyup geçme, onun emirlerini canı gönülden uygula.
Sonra yöneticilere karşı: Onlara doğruyu söyle, yanlışlarını yüzlerine vur, arkalarından iş çevirme.
Sonra bütün Müslümanlara karşı: Onları aldatma, gıybetini yapma, kuyusunu kazma, kardeşinin malına, canına, namusuna göz dikme.

Bu kadar açık bir emre rağmen, biz bugün bunun tam tersini yapıyoruz.
Dinimizi yaşadığımızı sanıyoruz ama ahlakımız bizi yalanlıyor.

HZ. ALİ’NİN YIKICI UYARISI

Şimdi size İslam tarihinin en cesur, en hikmetli isimlerinden birinin, Hz. Ali Kerremallâhu Vecheh’in ne dediğini duyun:

“مُسْلِمَانِيَّتُكَ لَكَ، أَرِنِي إِنْسَانِيَّتَكَ”
“Müslümanlığın senin olsun, bana insanlığını göster.”

Bu söz, ne büyük bir uyarıdır!
Demek ki bir insan “Ben Müslümanım” diye iddia edebilir, sakal bırakabilir, başörtüsü takabilir, namazını kılabilir, orucunu tutabilir, hatta hacca gidebilir

 – ama tüm bunlar, eğer insanlığı yani doğruluğu, dürüstlüğü, emaneti, sözünde durmayı, adaleti, merhameti yoksa, hepsi boş birer kalıptır.

Hz. Ali diyor ki:
“Senin Müslümanlık iddian sana kalsın. Ben senden insanlığını, yani dürüstlüğünü, ahlakını, davranışlarını görmek istiyorum.”

Çünkü bir insan, gece kalkıp namaz kılarken gündüz insanlara hile yapıyorsa, ticarette malını olduğundan fazla gösterip müşterisini aldatıyorsa,

komşusunun hakkını yiyorsa, yetimin malına çöküyorsa – o kişinin Müslümanlığı Allah katında ne kadar geçerlidir?
Kur’an böylelerini şöyle uyarır:

وَيْلٌ لِلْمُطَفِّفِينَ – “Eksik ölçüp tartanların vay haline!” (Mutaffifin, 1)

GÜVENİ NASIL İNŞA EDECEĞİZ?

Peki bir insanın dürüst olup olmadığını, sözünde durup durmadığını nasıl anlayacağız?
Kalplerini yarıp bakamayız, ama davranışlarına bakacağız.
İşler, eylemler, söylemler kalbin aynasıdır.

Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“لَا يَسْتَقِيمُ لِسَانُ عَبْدٍ حَتَّى يَسْتَقِيمَ قَلْبُهُ، وَلَا يَسْتَقِيمُ دِينُهُ حَتَّى يَسْتَقِيمَ لِسَانُهُ”
“Kulun dili dürüst olmadıkça kalbi dürüst olmaz; dili dürüst olmadıkça da dini dürüst olmaz.”

Öyleyse önce kalbimizi temizleyelim. İçimizdeki hasedi, kini, çekememezliği, mal hırsını, makam sevdasını atalım.
Sonra dilimizi doğrultalım. Yalandan, gıybetten, dedikodudan, laf taşımaktan, söz vermekten dönmekten vazgeçelim.
İşte o zaman dinimiz doğru olur, işlerimiz düzelir, toplumumuz huzura kavuşur.

KENDİMİZLE YÜZLEŞME ZAMANI

Şimdi her birimiz şu soruları kendine samimiyetle sorsun:

  • Acaba ben ticaretimde dürüst müyüm? Müşterimi aldatıyor muyum?
  • Verdiğim sözde duruyor muyum, yoksa unuttum mu diyorum?
  • İnsanların arkasından konuşuyor muyum, onları çekiştiriyor muyum?
  • Menfaatim söz konusu olduğunda doğruluktan sapıyor muyum?
  • Komşumun, arkadaşımın, kardeşimin hakkını gözetiyor muyum?
  • Müslümanım diyorum ama davranışlarımla insanlara İslam’ı sevdiriyor muyum, yoksa nefret mi ettiriyorum?

Eğer cevaplar bizi utandırıyorsa, hemen tövbe edelim, hemen dönüş yapalım.
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّ اللّٰهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا مَا بِأَنْفُسِهِمْ (Ra’d, 11)
“Bir toplum kendindekini değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez.”

Önce kendimizden başlayalım. Kendi nefsimizi ıslah edelim. Doğru konuşalım, dürüst olalım, emanete hıyanet etmeyelim.
İşte o zaman Allah’ın yardımı gelir, işlerimiz düzelir, yüzümüz güler.

SON SÖZ: İNSANLIĞINI GÖSTER, MÜSLÜMANLIĞIN KENDİLİĞİNDEN GELSİN

Hz. Ali’nin o ölçücü sözüyle bitirelim:
“Müslümanlığın senin olsun, bana insanlığını göster.”

Yani kardeşim, sen bana ne kadar Müslüman olduğunu anlatma.
Bana insanlara nasıl davrandığını göster.
Borcunu ödüyor musun? Sözünde duruyor musun?
Haksızlık karşısında susuyor musun, yoksa haykırıyor musun?
Yetimin başını okşuyor musun, yoksa malını mülkünü mü sömürüyorsun?
Komşun açken tok mu yatıyorsun?

İşte gerçek Müslümanlık budur.
İşte bizi düzeltecek olan budur.
İşte memleketimizi kurtaracak olan budur.

Allah’ım! Bizi doğru sözlü, emanete riayet eden, sözünde duran, insanlığını kaybetmeyen kullarından eyle.
Bizi Hz. Ali’nin ölçüsüyle ölç, yüzümüzü kara çıkarma.
Bizleri, doğru söz söyleyenlerin işlerini düzelteceğini vaat eden rahmetinle işlerimizi düzelt, günahlarımızı bağışla.
Âmîn, âmîn, âmîn.

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ

7 Ağustos 2026 Ahmet selçuk Pirhanoglu

YAZ TATİLİ: ÇOCUKLARIMIZI CAMİ VE KUR’AN KURSLARIYLA GELECEĞE HAZIRLAYALIM

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

الحمد لله رب العالمين، والصلاة والسلام على رسولنا محمد، وعلى آله وصحبه أجمعين.

Aziz Müminler!

Yüce Rabbimize sonsuz hamd, âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed Mustafa’ya, ailesine, ashabına salât ve selâm olsun.

Yaz mevsimi, çocuklarımız ve gençlerimiz için sadece dinlenme zamanı değildir. Aynı zamanda onların karakterlerinin, kişiliklerinin, inançlarının, ahlâklarının ve geleceklerinin şekillendiği çok önemli bir eğitim dönemidir.

Okulların kapanmasıyla birlikte çocuklarımızın önünde iki yol bulunmaktadır. Birincisi; zamanı amaçsızca tüketmek, ekranların ve sanal dünyanın esiri olmak… İkincisi ise; bilgiyi, ahlâkı, ibadeti, sevgiyi, paylaşmayı ve güzel insan olmayı öğrenmek.

İşte camilerimiz ve Kur’an kurslarımız, bu ikinci yolun en güvenli adresleridir.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

وَقُلْ رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا

“Rabbim! İlmimi artır.” (Tâhâ, 20/114)

Kur’an’ın ilk emri de şöyledir:

اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ

“Yaratan Rabbinin adıyla oku.” (Alak, 96/1)

Muhterem Müslümanlar!

Kur’an kursları sadece Kur’an okumayı öğreten yerler değildir.

Oralar;

  • Sevginin öğrenildiği mekânlardır.
  • Saygının öğretildiği okullardır.
  • Paylaşmanın yaşandığı ortamlardır.
  • Yardımlaşmanın filizlendiği bahçelerdir.
  • Ahlâkın mayalandığı eğitim yuvalarıdır.

Kur’an; sadece ibadet kitabı değil, aynı zamanda düşünmeyi, araştırmayı, sorgulamayı ve ilmi teşvik eden bir hayat rehberidir.

Yüce Rabbimiz defalarca:

أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ

“Hiç düşünmezler mi?”

أَفَلَا يَعْقِلُونَ

“Akıllarını kullanmazlar mı?”

أَفَلَا يَنظُرُونَ

“Hiç bakıp incelemezler mi?”

buyurarak insanı düşünmeye çağırmaktadır.

Aziz Kardeşlerim!

Bugün insanlık bilgi çağını yaşamaktadır.

Yapay zekâ, uzay araştırmaları, biyoteknoloji, robotik sistemler ve dijital teknolojiler hayatımızı kuşatmaktadır.

Kur’an ise bizlere;

  • Bilgiyi,
  • Hikmeti,
  • Adaleti,
  • Emaneti,
  • Merhameti,
  • Dürüstlüğü,
  • Bilimsel araştırmayı,
  • Evrensel insanî değerleri

birlikte öğretmektedir.

Gerçek eğitim; din ile bilimin çatıştığı değil, birbirini tamamladığı eğitimdir.

Çünkü Allah’ın kitabı ile Allah’ın yarattığı kâinat birbirine asla aykırı değildir.

Kur’an bize vahyi öğretirken; kâinat ise Allah’ın ayetlerini göstermektedir.

İşte bunun için çocuklarımız hem Kur’an’ı okumalı hem de evreni okumayı öğrenmelidir.

Hem secde etmeli hem laboratuvara girmelidir.

Hem ahlâklı olmalı hem bilim üretmelidir.

Hem Allah’a kul olmalı hem insanlığa faydalı birey olmalıdır.

Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

«خَيْرُكُمْ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ»

“Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.”
(Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân)

Bir başka hadis-i şerifte ise şöyle buyurur:

«طَلَبُ الْعِلْمِ فَرِيضَةٌ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ»

“İlim öğrenmek her Müslümana farzdır.”

Aziz Anne ve Babalar!

Çocuklarımız bizim en büyük emanetimizdir.

Onlara bırakacağımız en değerli miras;

Mal değil,

Servet değil,

Makam değil,

İman,

Ahlâk,

İlim,

Güzel karakter,

Vicdan,

Merhamet,

Vatan sevgisi,

Millet sevgisi,

İnsanlık sevgisidir.

Kur’an kurslarımız çocuklarımızın;

  • Allah sevgisini,
  • Peygamber sevgisini,
  • Anne baba saygısını,
  • Vatan sevgisini,
  • Bayrak sevgisini,
  • Yardımlaşmayı,
  • Doğruluğu,
  • Çalışkanlığı,
  • Bilim sevgisini,
  • Kitap okuma alışkanlığını

kazanmalarına büyük katkı sağlamaktadır.

Yaz tatilini boş geçirmeyelim.

Çocuklarımızı camilerimizde açılan yaz Kur’an kurslarına gönül rahatlığıyla gönderelim.

Onlar sadece Kur’an okumayı değil; güzel insan olmayı da öğrensinler.

Rabbimiz şöyle buyuruyor:

يَرْفَعِ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَالَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ دَرَجَاتٍ

“Allah, iman edenleri ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltir.”
(Mücâdele, 58/11)


HUTBE DUASI

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ.

Anlamı:

“Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salât ve selâm Efendimiz Muhammed’e, ailesine ve bütün ashabına olsun.”

اللَّهُمَّ اهْدِ أَوْلَادَنَا وَشَبَابَنَا، وَزَيِّنْهُمْ بِزِينَةِ الْإِيمَانِ، وَارْزُقْهُمُ الْعِلْمَ النَّافِعَ وَالْعَمَلَ الصَّالِحَ، وَاجْعَلْهُمْ مِنْ عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ.

Anlamı:

“Allah’ım! Çocuklarımıza ve gençlerimize hidayet nasip eyle. Onları imanla süsle. Kendilerine faydalı ilim, salih amel ihsan eyle. Onları salih kullarından eyle.”

اللَّهُمَّ احْفَظْ وَطَنَنَا وَأُمَّتَنَا، وَاجْعَلْ بِلَادَنَا آمِنَةً مُطْمَئِنَّةً، وَوَفِّقْ مُعَلِّمِينَا وَآبَاءَنَا وَأُمَّهَاتِنَا لِتَرْبِيَةِ أَبْنَائِنَا عَلَى الْقُرْآنِ وَالْحِكْمَةِ وَالْعِلْمِ النَّافِعِ.

Anlamı:

“Allah’ım! Vatanımızı, milletimizi ve ümmetimizi koru. Ülkemizi güven ve huzur içinde yaşat. Öğretmenlerimizi, anne ve babalarımızı çocuklarımızı Kur’an, hikmet ve faydalı ilim üzere yetiştirmede başarılı eyle.”

رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ.

Anlamı:

“Rabbimiz! Bize dünyada iyilik, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.”

إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَى وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

“Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar. O düşünüp tutasınız diye size öğüt vermektedir.” (Nahl, 16/90)

أَقِمِ الصَّلَاةَ

“Namazı dosdoğru kılınız.”

ahmetselcuk3917919 adlı kullanıcının avatarı

Egitimci,Ilahiyat ve sosyal arastirmaci. PİRHANOGLUNUN PENCERESİNDEN. Ahmet Selçuk – Biyografi (Pirhanoğlu’nun Penceresi: Kur’an ve Bilimin Işığında Araştırmalar) Ahmet Selçuk, 1956 yılında Erzurum’un Tınazlı Köyü’nde dünyaya gelmiştir. İlkokul eğitimini doğduğu köyde tamamlamıştır. 1963 yılında Ilıca Öğretmen Okulu’nun parasız yatılı bölümünü kazanmasına rağmen, dönemin toplumsal huzursuzlukları nedeniyle ailesi bu eğitimine devam etmesine izin vermemiştir. Bu gelişme, onun eğitim yolculuğunda klasik dinî ilimlere yönelmesine vesile olmuştur. Ailesinin isteğiyle Tınazlı Köyü’nde hafızlık eğitimine başlayan Selçuk, hıfzını tamamladıktan sonra Erzurum Caferiye Medresesi’nde Mehmet Gürgür Hocaefendi’den Kur’ân-ı Kerim kıraatı, makam ve usûl derslerinin yanı sıra Emsile, Bina, sarf ve nahiv gibi temel Arapça ilimleri tahsil etmiştir. 1974 yılında Erzurum İmam-Hatip Lisesi’ne kaydolmuş, 1981 yılında bu eğitimini tamamlamıştır. 1982 yılında Erzurum’un Merkez Kırmızıtaş (Kamber) Köyü’ne İmam-Hatip olarak atanmış ve burada din hizmetlerine başlamıştır. Selçuk’un kariyeri yalnızca dinî hizmetlerle sınırlı kalmamış; üç yıl süreyle gazetecilik, muhabirlik ve köşe yazarlığı yapmış, aynı zamanda edebiyatla ilgilenmiş ve özgün şiirler kaleme almıştır. 1999 yılında Anadolu Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler ve İlahiyat önlisans programlarını başarıyla tamamlamıştır. 2002 yılında Almanya’nın Frankfurt kentine Din Görevlisi olarak atanmış; ardından İsviçre’de beş yıl eğitimcilik yapmıştır. Yurt dışı görevlerinde din eğitimi, ahlaki bilinçlendirme ve irşad faaliyetleri yürütmüş; toplumla güçlü bağlar kurarak birçok projeye öncülük etmiştir. Türkiye’ye döndükten sonra Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde imam-hatiplik, Kur’an kursu öğreticiliği ve Milli Eğitim Bakanlığı’nda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği yapmıştır. Aynı zamanda Diyanet-Sen Menemen Temsilciliği görevini üstlenmiş, Eğitim Gönüllüleri Derneği’ni kurmuş, ilk ve ortaöğretim düzeyinde ödüllü yarışmalar organize etmiştir. 2011 yılında resmî görevinden emekli olan Ahmet Selçuk, halen İsviçre’de fahri din hizmetleri, eğitmenlik ve irşad faaliyetlerine aktif olarak devam etmektedir. Emeklilik döneminde de bilgi ve birikimini kamuoyuyla paylaşmayı sürdüren Selçuk, “Pirhanoğlu’nun Penceresi” isimli Youtube kanalı ve Wordpress blogu aracılığıyla Kur’an, bilim, eğitim, ahlak ve toplum meselelerine dair özgün içerikler üretmektedir. Evli ve üç çocuk babası olan Ahmet Selçuk, hayatını “okumak, anlamak, anlatmak ve fayda üretmek” ilkesiyle sürdürmektedir.

Bir Cevap Yazın

Kur'an ve Bilimin Işığında Kavramlar-Ahmet Selçuk sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin