CUMA VAAZİ
Ahmet Selçuk Pirhanoglu
CUMA VAAZİ
Konu: Dürüstlük ve İnsanlık – Hz. Ali’nin Çağrısı
BİRİNCİ HUTBE
Hutbe-i Şerife’nin Başlangıcı (Arapça):
“El-hamdü lillâhi rabbi’l-ālemîn… ve küllü ḍalâletin fî’n-nâr.”
Ey Müminler! Ey iman eden kullar!
Bugün size öyle bir hakikatten, öyle sarsıcı bir uyarandan bahsedeceğim ki kalplerimiz henüz taş kesilmemişse yerinden oynayacak, gözlerimiz yaşarmadan edemeyecek.
Allah Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor; işitin ve titreyin:
“Ey iman edenler! Allah’a karşı takvalı olun ve doğru söz söyleyin ki (böyle yaparsanız) Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Ahzâb, 70-71)
Ey Müslümanlar! Bu âyet, bir toplumun düzelmesinin anahtarının doğru söz olduğunu söylüyor. Peki biz ne yapıyoruz? Birbirimize doğru söz söylüyor muyuz? Verdiğimiz sözde duruyor muyuz? Ticaretimizde, komşulukta, evimizde, işimizde, hatta camide dürüst müyüz?
Değiliz. Maalesef değiliz.
Ne hale geldik biliyor musunuz? İnsanlar olduğu gibi görünmüyor, göründüğü gibi olmuyor. En masum bakışın ardında bir hainlik, en güvendiğimiz adamın ardında bir ihanet pusuda bekliyor. Bir gün önce ağzından bal damlayan, bir gün sonra zehir kusuyor. Dün “kardeşim” dediğine, bugün sırtını dönüyor. Haysiyetini, şahsiyetini satar oldu insanlar. Hatta -Allah korusun- dinini bile satar oldu. Menfaat uğruna her şeyden vazgeçer oldu.
Ve biz hâlâ “Müslümanız” diyoruz. Peki ama nasıl bir Müslümanlık bu? Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
“Din, dürüstlüktür, samimiyettir.”
Üç defa tekrarladı bunu. Sahâbe sordu: “Kime karşı, ya Resulullah?” Şu cevabı verdi Kutlu Nebi:
“Allah’a, Kitabı’na, Resulü’ne, Müslümanların yöneticilerine ve bütün Müslümanlara karşı.”
Yani ey cemaat! Dürüstlük sadece insanlara karşı değil, Allah’a karşı da dürüst olacaksın. Allah’ın dininde hile yapmayacaksın. İbadetlerini gösterişe dönüştürmeyeceksin. Namazın, orucun, sadakan bir aldatma aracı olmayacak. Yöneticilerine karşı dürüst olacaksın: Onların yanlışını yüzlerine söyleyecek, arkalarından iş çevirmeyeceksin. Müslümanlara karşı dürüst olacaksın: Gıybet etmeyecek, dolap çevirmeyecek, kardeşini arkadan vurmayacaksın.
Ve işte size sarsıcı bir söz daha: Hz. Ali Kerremallâhu Vecheh şöyle buyurmuştur:
“Müslümanlığın senin olsun, bana insanlığını göster.”
Ne demek bu? Demek ki: Senin Müslüman olduğunu söylemen yetmez. İddia yetmez, künye yetmez, sakal ve başörtüsü yetmez. Bana dürüstlüğünü göster. Bana emanete riayetini göster. Bana sözünde duruşunu göster. Bana adaletini, merhametini, doğruluğunu göster.
Çünkü bir insan namaz kılıp oruç tutar ama ticarette hile yaparsa, komşusuna eziyet ederse, zulme sessiz kalırsa onun Müslümanlığı Allah katında bir hiçtir.
Allah böylerini Kur’an’da şöyle uyarır:
“Eksik ölçüp tartanların vay haline!” (Mutaffifin, 1)
Ey Müslümanlar! Bugün memleketimizin işleri bir türlü düzelmiyorsa, Ekonomi çalkalanıyorsa, Güven ortamı çökmüşse, Bunun tek sebebi var: Biz dürüstlükten uzaklaştık.
Allah’ın vaadi kesindir: Doğru söz söyleyenlerin işlerini Allah düzeltir. Yalan söyleyenin, hile yapanın, ahdini bozanın işlerini Allah bozar.
Şimdi kendimize dönelim: Acaba ben sözümde duruyor muyum? Çıkarım için yalan söylüyor muyum? İnsanları aldatıyor muyum? Müslüman görünüp münafıkça işler çeviriyor muyum?
Eğer cevabın “evet” ise, bil ki sen önce insanlığını kaybetmişsin, sonra da Müslümanlığın elden gidiyor.
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Kulun dili dürüst olmadıkça kalbi dürüst olmaz; dili dürüst olmadıkça da dini dürüst olmaz.”
Önce kalbimizi temizleyelim. Sonra dilimizi doğrultalım. İşte o zaman dinimiz doğru olur, toplumumuz düzelir.
Birinci Hutbe Duası (Arapça):
“Allâhümme-ğfir li’l-mü’minîne ve’l-mü’minât… ve kulne ‘azâbe’n-nâr.”
İKİNCİ HUTBE
Hutbe-i Şerife’nin Başlangıcı (Arapça):
“El-hamdü lillâhi hamden kesîran ṭayyiben mübāraken fîhi…”
Ey Allah’ın kulları! Az önce birinci hutbede sarsıldık. Şimdi kendimize gelelim.
Hz. Ali’nin o veciz sözünü tekrar hatırlayalım: “Müslümanlığın senin olsun, bana insanlığını göster.”
Bu demek oluyor ki: Dindarlık iddiası değil, insanlık ölçü olacak. Bir insanı değerlendirirken, ne kadar namaz kıldığına değil, kul hakkına ne kadar riayet ettiğine bakacağız.
Çünkü Resulullah (s.a.v.) buyurdu:
“Allah’a ve ahiret gününe iman eden, ya hayır söylesin ya da sussun.”
Sessizlik bile bir erdemdir. Ama biz susmayı bilmiyoruz. Yalan konuşuyoruz, dedikodu yapıyoruz, insanların arkasından laf taşıyoruz.
Ey müminler! Bugün birbirimize güvenimiz kalmadı. Komşu komşudan şüphe eder oldu. Anne baba evladından, evlat anne babadan emin değil. Tüccar müşterisini aldatıyor, müşteri tüccarı dolandırıyor. Siyasetçi halka yalan vaatler veriyor, halk siyasetçiye lanet okuyor.
Bu böyle devam etmeyecek. Ya biz değişeceğiz, ya Allah bizi değiştirecek – ve Allah’ın değiştirmesi, helâk etmekle olur.
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Bir toplum kendindekini değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez.” (Ra‘d, 11)
Önce kendimizden başlayalım:
- Doğru konuşalım, yalanı terk edelim.
- Emanete hıyanet etmeyelim.
- Verdiğimiz sözde duralım.
- Kimseyi aldatmayalım.
- İnsanlığımızı ortaya koyalım.
O zaman Müslümanlığımız da anlam kazanır.
Hutbe Sonu Duası (Arapça):
“Allâhümme ehdike li’l-müfîqi ve ‘âletike min ‘ibâdike’l-mü’minîn…”
